Çoklu Zeka Kuramı

Çoklu Zeka Kuramı, bireylerin ilgilerini, yeteneklerini, gizilgüçlerini ortaya çıkararak geliştirebilmeyi hedefleyen, her bireyin farklı alanlarla ilgili zekalara sahip olduğunu savunan, öğrencilerin öğrenmelerinde fırsatları ve seçme haklarını artıran yeni bir eğitimsel düzenlemedir (Gardner, 1993).

Gardner, Çoklu Zeka fikrini ortaya attıktan sonra, pek çok yeni zeka da düşünülmeye başlanmıştır (mizah, yemek yapma, altıncı his becerisi gibi). Ancak zamanla bu yeni zekaların ya diğer zekalar içinde yer aldığı ya da tam olarak zeka sayılamayacağı görüşleri ortaya çıkmıştır. Nitekim Gardner’ın son zeka türü olarak önerdiği doğa zekası da tartışılmaktadır. Bu tartışmaları sonuçlandırabilmek için Gardner ölçütler belirlemiştir.

Bir özelliğin zeka olabilmesi için:

  1. Bir dizi sembole sahip olması,
  2. Kültürel yapıda değeri olması,
  3. Aracılığıyla mal veya hizmet üretilebilmesi,
  4. İçinde problem çözülebilmesi gerekmektedir.

Bireylerde, belirtilen bu zekaların gelişimi de farklılıklar göstermektedir. Armstrong, zekaların gelişmesinde avantaj ya da dezavantaj yaratan çevresel etkenleri şöyle sıralamaktadır (Talu, 1999).

a. Kaynaklara ulaşım şansı: Aile çok fakirse eğer keman, piyano gibi müzikal zekayı geliştirebilecek enstrümanlar olmadığından bu zekanın güçlenmesi zorlaşabilir.

b. Tarihsel-kültürel faktörler: Okulda matematik ve fen’e dayalı programlar varsa ve bunlar önemseniyorsa, mantık, matematik zekası gelişir.

c. Coğrafî faktörler: Köyde yetişmiş bir çocuk, apartmanda büyümüş bir çocuğa oranla bedensel zekasını daha çok geliştirebilir.

d. Ailesel faktörler: Ressam olmak isleyen bir çocuğun ailesi, avukat olmasını istiyorsa dil zekası desteklenecektir.

Gardner’ın belirlediği zekalar anlaşılması zor soyut kavramlar olmaktan ziyade günlük deneyimler vasıtasıyla tanımlanabilen zekalardır (Silver, Strong ve Perini, 1997).

Şekil 2.2. Çoklu Zeka Modeli

Gardner’ın 1995’de eklediği son öğe ile birlikte önerdiği 8 zeka türü şöyledir.

  • Sözel-dilsel zeka
  • Mantıksal-matematiksel zeka
  • Görsel-uzamsal zeka
  • Müziksel-ritmik zeka
  • Bedensel-kinestetik zeka
  • Sosyal-kişilerarası  zeka
  • İçsel zeka
  • Doğa zeka

Sözel-dilsel zeka: Dili etkili kullanma, olayları tanımlama, güven oluşturma, mantıklı tartışmalar yapma, mecazi bir dil kullanarak his uyandırma kabiliyetidir (Nelson,1998). Bu zeka alanlarına girenlerin dinleme becerisi yüksektir; Kelime oyunlarını sever, iyi bir fıkra anlatıcısıdır; Kitaplarla iç içedir, sözel olarak iyi iletişim kurar, yazmaktan hoşlanır ve iyi bir hafızası vardır (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003).

Sözel-dilsel zeka, dil kullanımının farklı biçimlerde üretilmesine ve geliştirilmesine yardımcı olmaktadır. Dil gelişimi aşamalarına bakıldığında çocuğun başlangıçta, görüntü, ses ve dokunma kullandığı görülmektedir. Daha sonra, sembol ve gramer gibi dil teknikleri bunu izlemekte ve soyut akıl yürütme, kavramsal örüntüler, duygu, ton, yapı ve içerik oluşturma ile sözcük dağarcığı zenginleşmektedir (Başaran, 2004).

Çizelge 2.2. Sözel-dilsel zeka etkinlikleri

Mantıksal-matematiksel zeka: Düşünme yeteneğini, sayıları kullanmayı matematiğe başvurma ve problemleri çözmeyi içerir (Nelson, 1998). Bu zeka alanlarına girenler; bilgiler arasında bağlantılar kurar, rakamlarla ilgili işlemler yapmaktan hoşlanır, matematik oyunlarından, satranç ve dama gibi oyunlardan zevk alır. Soyut ve kavramsal düşünebilir ve sebep sonuç ilişkilerini kolayca anlar (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003). 

Mantıksal-matematiksel zeka, sayılar ve akıl yürütme zekası olarak belirtilmektedir. Tümdengelim ve tümevarım kullanarak akıl yürütme, soyut problem çözme ve bir biri ile ilişkili kavramlar ve düşünceler arasındaki karmaşık ilişkiyi anlama yeteneği yada benzer yönleri arama zekası olarak belirtilmektedir (Başaran, 2004).

Çizelge 2.3. Mantıksal-matematiksel zeka etkinlikleri

Görsel-uzamsal zeka: Bu tür zekanın en etkin özelliği görsel olarak aktif bir hayal gücüyle tarif edebilme ve bir şey tamamlanmadan önce nasıl görüneceğini tahmin edebilmedir (Osciak, Milheim, 2001). Bu zeka alanlarına girenler; harita, tablo ve diyagramları kolay okur, resim, sanat etkinliklerinden hoşlanır, yaşına oranla daha iyi şekil çizer, görsel sunuları tercih eder, bulmaca çözmekten hoşlanır, resimlerden daha fazla öğrenirler, kitap ve defterlerini çizer ve nesnelerin yerini bilirler (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003).

Bazı açılardan görsel zekânın insan beyninin kullandığı ilk dil olduğu söylenmektedir. Bu zekanın, duyusal-motor algının keskinleşmesi ile başladığı belirtilmektedir. Daha sonra, renk, şekil, biçim, dokunuş, derinlik, boyut ve bunlar arasındaki ilişkileri ayrıştırdığı ileri sürülmektedir. Bireyin olası her şeyi gözünde canlandırıp hayal kurabilmesi, hayalindeki yerlere sanal yolculuklar yapabilmesi ve daha önce hiç yapmadığı şeyleri yaratabilmesi ve buluş yeteneği, bu zeka türünün özellikleri olarak gösterilmektedir (Başaran, 2004).

Çizelge 2.4. Görsel-uzamsal zekaetkinlikleri

Müziksel-ritmik zeka: En erken ortaya çıkan zeka türlerindendir. Müziksel zekanın en önemli özelliği özel ritim ve tonları dinleme yöntemini bilme ve onları uygun bir şekilde sentez edebilmektir (Osciak, Milheim, 2001). Bu zeka alanlarına girenler; şarkıların melodilerini hatırlar, güzel şarkı söyler, müzik aleti çalar, ritmik konuşur ya da hareket eder, farkında olmadan mırıldanır, çalışırken masaya vurarak ritim tutar, çevresel gürültülere duyarlıdır, müzik dinleyerek çalışmayı sever ve öğrendiği şarkıları sınıfta söyler (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003).

Bu zekanın temelleri öğrencilerin, müziği fark etmeleri ile gelişmektedir. Daha sonra, müziksel-ritmik zekasının, müziği dinlerken inceliklerinin öğrenilmesi ile gelişmeye devam ettiği belirtilmektedir. Öğrenciler daha karmaşık melodiler üretirken, bir müzik aleti çalarken ve daha karmaşık kompozisyonlar yaparken, bu zekanın daha da gelişeceği belirtilmektedir (Başaran, 2004).

Müziğin ana öğesi olan “ses”, soyut bir kavramdır. Müzik denilen bu büyülü sanattan çocukların yeterince yararlanabilmesi ise ancak, sesin “bir biçimde” somutlaştırılabilmesiyle mümkündür. Sesleri (notaları) renklerle göstermek de bu yaklaşımlardan biridir. Bu yöntem ilk kez çek müzik eğitimcisi Ptaçensky tarafından kullanılmıştır. Aynı düşünceden hareketle renklerle org öğretimi’nde de renklerden bir araç olarak yararlanılmaktadır. Böylelikle nota ve org öğrenimi daha kolay ve daha zevkli bir duruma getirilebilir (Aydoğan, 2001).

Çizelge 2.5. Müziksel-ritmik zeka etkinlikleri

Bedensel-kinestetik zeka: Duygu ve düşüncelerini vücudu ile ifade edebilme ve nesneleri becerikli bir şekilde kullanarak yeni yapıları üretebilmedir (Saban, 2002). Bu zeka alanlarına girenler; duygularını vücut diliyle ifade eder, boya ve hamur ile oynamayı sever, nesneleri parçalayıp bütünleştirmeyi sever, bir veya daha fazla sporla uğraşır ve otururken elleri ve ayaklarıyla oynar yerinde duramaz (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003). Bu zeka türünün, bedensel olarak gerçekleştirilen hareketlerin tümüyle ve ellerin hareketleri ile ilgili olduğu belirtilmektedir (Başaran, 2004).

Çizelge 2.6. Bedensel-kinestetik zeka etkinlikleri

Sosyal-kişilerarası zeka: Bir insanın kendinden yola çıkarak diğer insanları anlayabilmesi olarak tanımlanabilir. Ayrıca duyguları analiz edebilme ve çeşitli durumlarda ne olacağını tahmin edebilme kabiliyeti olarak da tanımlanabilir (Osciak, Milheim, 2001).  Bu zeka alanlarına girenler; sosyal ilişki kurmaktan hoşlanır, doğal bir lider olarak görünür, problemi olan arkadaşlarına öğütler verir, bir şeyler anlatmaktan hoşlanır ve iki daha fazla yakın arkadaşı vardır (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003).

Sosyal-kişilerarası zekası güçlü olanların önemli özellikleri arasında diğerlerinin duygularına, korkularına, meraklarına ve inançlarına empati ile yaklaşma, yargılamadan dinleme ve diğerlerinin performanslarını en üst düzeye çıkarmalarında yardımcı olma isteği bulunduğu ileri sürülmektedir (Başaran, 2004). Bu tür zekaya girenler; psikolog, rehber uzmanı, öğretmen ve siyaset lideri v.b. oluşturmaktadır (Saban, 2002).

Çizelge 2.7. Sosyal-kişilerarası zeka etkinlikleri

İçsel zeka: Yeteneklerini bilme, değer biçme ve kişinin gücünü, motivasyonunu, hedeflerini ve hislerini anlayabilme kabiliyetidir (Nelson,1998). Bu zeka alanlarına girenlerin; bağımsızlık duygusu güçlüdür, güçlü ve zayıf yönlerini tanırlar, gerçekçi amaçlar oluştururlar, kendilerini iyi motive ederler, hobileri vardır, kendi başına çalışmayı tercih ederler, ne hissettiğini doğru bir şekilde söylerler, hatalarından ve başarılarından öğrenebilirler ve öz saygıları yüksektir (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003).

Çizelge 2.8. İçsel zeka etkinlikleri

Doğa zeka: Bu zeka bireyin doğal dünyadaki; bitki örtüsü jeolojik özellikler ve hava gibi ayrımları ayırt etme kabiliyetidir (Nelson,1998).  Bu zeka grubuna girenler; hayvanlara karşı çok meraklıdır, açık havada olmaktan hoşlanır, bahçe işlerini sever, varlıkları sınıflandırmaya meraklıdır, farklı bitki ve hayvanlara ilgi duyar, çevre kirliliğine duyarlıdır, doğa dergilerini ve belgeselleri izler, doğa olaylarına meraklıdır ve doğayla baş başa kalmayı sever (Selçuk, Kayılı ve Okut, 2003).  Bu zeka türünün, çevredeki doğal dünyayı algılama, beğenme ve anlayabilme ile doğrudan ilişkili olduğu belirtilmektedir. Türleri birbirinden ayırt edebilme, tanıyabilme ve sınıflandırabilme, doğal dünyaya ilişkin bilgileri kavrayabilme bu zeka türünün özellikleri olarak gösterilmektedir. Çeşitli çiçekleri ayırt edebilen, farklı hayvanları adlandırabilen, hatta, ayakkabı, araba yada giysi çizimlerini ortak kategorilere yerleştirebilen çocuk ve gençler, geleceğin doğa bilimcilerine aday gösterilmektedir (Başaran, 2004). Bu zeka türünde gelişmiş olan insanlar, izcilik-dağcılık yapmaktan, jeolojiden, astronomiden, doğa tarihi müzeleri ile ulusal parkları ve hayvanat bahçelerini gezmekten ve balık tutmaktan hoşlanırlar (Demirel, 2003).

Çizelge 2.9. Doğa zeka etkinlikleri

Çoklu Zeka Kuramı, eğitim uygulamalarında birçok amaçla kullanılabilir: Öğrenciyi anlamak ve onun gelişimine yardımcı olmak, öğrenciye bilginin özünü kazanabilmesini sağlatmak ve öğrenciye mesleki olarak yönlendirilmesine yardımcı olmaktır. (Ülgen, 1999).

Matematikten müziğe, üstün yetenekli çocukların eğitiminden rehberlik hizmetlerinin niteliğini artırmaya, değerlendirme sistemlerinin yeniden düzenlenmesinden eğitim teknolojisi araçlarının geliştirilmesine kadar geniş bir alanda uygulanmaya çalışılan bu kuram, özellikle ABD’de sınıflarda yaygın bir şekilde uygulanmaktadır (Fasko, 2001).

Çoklu Zekanın dayandığı temel sayıltılar şöyle sıralanabilir;

  • Bütün bireyler, sekiz zeka alanının tamamına sahiptir.
  • Bir çok birey, bu zeka alanlarını belli bir düzeye kadar geliştirebilir.
  • Zeka alanları, büyük sıklıkla karmaşık bir şekilde bir arada çalışırlar.
  • Zeka alanlarına göre bireyin bir alanda zeki olduğunun belirleyicileri çok çeşitlidir.
  • Zeka alanlarında yeterliliğe ilişkin kesin ölçütler bulmak güçtür (Armstrong, 1994; Campbell, 1996).

Bütün zeka alanları eşit öneme sahiptir ve öğretmenler bütün zeka alanlarına eşit değer vermelidir. Çünkü Çoklu Zeka Kuramı, mantık-matematik ve dil zekalarına önem veren geleneksel okul anlayışından farklı olarak öğrencide bulunan bütün güç ve becerilerin kullanılmasını ve geliştirilmesini temel alır (Gardner, 1983; Campbell, 1989; Armstrong, 1994; Campbell, 1996).

Çoklu Zeka Kuramı, her öğrencinin aynı ilgi ve yeteneklere sahip olmadığını, aynı yolla öğrenmediğini savunmakta, herkesin, her şeyi farklı yollarla öğrenebileceğini vurgulamaktadır.  Bu bağlamda öğrenmede, bireysel farklılıkların önemi ortaya çıkmakta, bu farklılıkların dikkate alınarak öğretim sürecinin tasarımlanması gereği belirginleşmektedir (Seber, 2001).

Çoklu Zeka Kuramı ile öğrencilerin öğrenmede zorlandığı derslerde, en çok zevk aldıkları ilgi ve yetenek alanlarını ile kolayca öğrenmeleri sağlanabilir. Bu şekilde öğrenciler zevk aldıkları yollarla çalışırlarsa zorlandıkları alanlarda bile zevkle çalışıp kolaylıkla öğrenebileceklerdir. Örneğin, görsel yanı güçlü, resimler, şekiller yoluyla düşünen, çizmekten zevk alan bir öğrenci için, tarih gibi soyut bir dersi öğrenmede zorlandığı durumlarda, öğrencinin görsel yanı bir araç olarak kullanılabilir. Bu öğrenciye tarihteki olayların şekiller ve resimlerini yapma fırsatı sunulduğunda ya da sözel anlatmak yerine resimler yerleştirildiğinde ona zor gelen tarih dersine karşı öğrencinin tutumları da değişmeye başlar. Bundan başka müziksel zekası güçlü olan bir öğrencinin müziksel zekasını, matematik dersindeki bilgileri öğrenmede bir araç olarak kullanılabilir.

Kaynakça

Armstrong, T. (1994). Multiple intelligences in the classroom. Alexandria, VA: Association for supervision and curriculum development.

Aydoğan, S. (2001). Renklerle Org Öğretimi. 4. Baskı, Arkadaş yayınevi, Ankara.

Başaran, I. (2004). Etkili Öğrenme Ve Çoklu Zekâ Kuramı: Bir İnceleme. Ege Eğitim Dergisi 2004 (5) 1: 5-12.

Campbell, B. (1989). Multiple intelligence in the Classroom. New Horizons tor Learning On The Beam Vol.lX. No.2Winter, 1989, p.7:167. http://www.newhorizons.org/art_mirclsrm.html

Campbell, L. (1996). Teaching & Learning through Multiple intelligences. Needham Heights, Massachusetts 02194, by Allyn & Bacon, A Simon & Schuster Company.

Demirel, Ö. (2003). Kuramdan Uygulamaya Eğitimde Program Geliştirme. PegemA yayıncılık. Ankara.

Fasko, J.D. (2001). An Analysis of multiple intelligences theory and its use with the gifted and talented. Roeper Review, Vo.23, lssue:3 Apr.

Gardner, H. (1993). Multiple intelligences the Theory in Practice. Published by Basic Books, A. Division of Herper Collins Publishers.

Nelson, G. (1998). Internet/web-Based instruction and Multiple intelligences. Educational Media international; Vol. 35 Issue 2, p90, 5p.

Osciak, S. Y., Milheim, W.D. (2001). Multiple intelligences And The Design Of Web-Based instruction. International Journal of Instructional Media; Vol. 28 Issue 4, p355, 7p.

Saban, A. (2002). Çoklu Zeka Teorisi ve Eğitim. Nobel Yayın Dağıtım. Ankara.

Selçuk, Z., Kayılı, H.,  Okut, L. (2003). Çoklu Zeka Uygulamaları. Nobel Yayın Dağıtım. (2.Baskı). Ankara.

Silver, H., Strong, R., Perini, M. (1997).Integrating learning styles and multiple intelligences. Educational Leadership, Sept, 22-27.

Talu, N. (1999). Çoklu Zeka Kuramı ve Eğitime Yansımaları. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 15: 164-172.

Ülgen, G. (1999). İlköğretim okullarında bireysel ve toplu etkinliklerde (BTE) öğrenci ve öğretmen. H.Ü. Eğitim Fakültesi Dergisi 15: 155-163. Ankara.

Please Post Your Comments & Reviews

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir